Taş Baskı Zeytinyağı
Romantize Edilen Bir Yöntemin Gerçekleri. Zeytinyağı, sağlıklı yaşamın sembollerinden biri olarak kabul edilir. Ancak üretim yöntemleri söz konusu olduğunda, bazı geleneksel yöntemlerin nostaljik cazibesi ile pazarlama stratejileri, tüketicileri yanlış yönlendirebilmektedir. Taş baskı yöntemiyle elde edilen zeytinyağı, bunun çarpıcı bir örneğidir.
Taş Baskı Yöntemi Nedir?
Taş baskı yöntemi, zeytinlerin büyük granit veya mermer taşlarla ezilerek hamur haline getirilmesiyle başlar. Ardından, elde edilen zeytin hamurunun preslenip yağının çıkarılmasıyla tamamlanan geleneksel bir zeytinyağı üretim tekniğidir. Bu yöntem, tarihsel olarak zeytinyağı üretiminin ilk aşamalarında yaygın olarak kullanılmıştır. Modern makinalar ortaya çıkmadan önce farklı bir üretim tekniği bilinmediği için kullanılan bu yöntem zamanla yerini daha hijyenik ve sağlıklı olan; paslanmaz çelik makinalar ile sıkıma bırakmıştır.
Modern zeytinyağı makineleri, hijyen, verimlilik ve kalite açısından önemli avantajlar sunar. Paslanmaz çelikten üretilmiş kapalı sistemleri sayesinde, zeytinyağı üretim süreci dış etkenlerden etkilenmeden hijyenik bir şekilde gerçekleştirilir. Yüksek sıkım kapasitesiyle zeytinlerden maksimum yağ elde edilirken, prosesin kontrollü sıcaklıkta yapılması, yağın aromatik ve besleyici özelliklerini korur. Ayrıca, modern makineler çevre dostu olup daha az enerji ve su tüketirken, atık yönetimini de daha etkili bir şekilde sağlar. Bu özellikler hem sürdürülebilir üretimi destekler hem de yüksek kaliteli bir ürün ortaya çıkarır.
Taş Baskı Zeytinyağının özellikleri
Taş baskı yöntemi kullanıldığından aşağıdaki sorunların yaşanması kaçınılmaz olur.
- Hijyen Sorunları
Taş baskı yöntemi, modern hijyen standartlarından çok uzaktır. Geleneksel taş değirmenler, temizliği zor olan gözenekli yüzeylere sahiptir ve bu durum, bakteri ve küf oluşumuna zemin hazırlar. Zeytinyağının üretim sürecinde kullanılan keçe veya doğal liflerden yapılmış filtreler de mikroorganizmaların barınması için uygun bir ortam yaratabilir. Bu durum, elde edilen yağın kalitesini düşürmekle kalmaz, aynı zamanda sağlık açısından riskler doğurabilir.
- Verimsizlik ve İsraf
Taş baskı yöntemi, zeytinlerden maksimum verimi elde edemez. Modern yöntemlerle (örneğin, iki veya üç fazlı kontinü sistemlerle) üretim yapıldığında, zeytinlerden daha fazla yağ çıkarılabilir ve atık miktarı azaltılabilir. Taş baskı, üretimdeki bu verim kaybı nedeniyle hem ekonomik hem de çevresel açıdan dezavantajlıdır.
Taş Baskı Zeytinyağı Pazarlama Stratejisi Olarak Kullanımı
Taş baskı zeytinyağı, günümüzde endüstriyel üretimde neredeyse tamamen terk edilmiş olmasına rağmen, bazı markalar tarafından nostaljik ve geleneksel bir yöntem olarak pazarlanmaktadır. Tüketicilerin “doğal” ve “eski usul” ürünlere olan ilgisi, bu yöntemin romantize edilmesine yol açmıştır. Ancak gerçek şu ki, taş baskı ile üretilmiş bir yağ, modern yöntemlerle üretilen yağdan daha kaliteli veya sağlıklı değildir. Aksine, yukarıda belirtilen nedenlerle kalite ve hijyen açısından risklidir. Bu yöntemde zeytinler hava ile temas ettiği için; ve hava zeytinyağını okside edip bozan ilk ve en önemli etkenlerin başında geldiği için kesinlikle kullanılmaması gereken bir yöntemdir. Ekonomik de olmadığı için birçok marka taş baskı yöntemini kullanmamasına rağmen etiketlerinde taş baskı ifadesini kullanarak doğal ve sağlıklı algısı yaratarak tüketiciyi yanıltmaktadır.
Taş Baskı Zeytinyağı Neden Tercih Edilmemeli
Bunu şu şekilde açıklayabiliriz, Arabaların olmadığı dönemde insanlar kağnı ile ulaşımlarını sağlıyorlardı, şu an hiç kimse kağnı kullanmıyor. Çünkü arabalar, daha teknolojik, hızlı, güvenli, konforlu, ve yönetilebilir. Günümüz dünyasında da kağnı kullanmak ne kadar işlevsel ise, modern üretim sistemleri dururken taş baskı yönetimini tercih etmekte aynı işlevselliktedir. Bugün zeytinyağı üretiminde kullanılan modern yöntemler hem hijyen hem de verimlilik açısından üstünlük sağlayarak zeytinyağının okside olma riskini düşürmektedirler.
Sonuç
Taş baskı zeytinyağı, geçmişin romantik bir mirası olarak görülebilir, ancak hijyenik olmayan koşulları ve düşük verimliliği nedeniyle günümüzde pratik bir üretim yöntemi değildir. Tüketiciler, bu tür pazarlama iddialarına karşı bilinçli olmalı ve gerçek kaliteyi belirleyen unsurları dikkate alarak seçim yapmalıdır. Geleneksel yöntemlerin cazibesine kapılmadan, modern teknolojinin sağladığı kalite ve sürdürülebilirliği tercih etmek, hem sağlık hem de çevresel sorumluluk açısından daha doğru bir yaklaşımdır.
Green Amour zeytinyağları son teknoljik yöntemlerle en iyi tesislerde üretiliyor, soğuk sıkım yapılıyor, en doğru ambalajlar kullanılarak en iyi saklama koşullarında korunuyor. Böylece dünyanın en eski bitkisi, en doğal lezzeti ile sofralarınıza sunuluyor. Online sipariş vermek için https://www.greenamour.com/zeytinyagi sayfamızı ziyaret edebilirsiniz.